Cevap eklenmemiştir
Offline
Son giriş: 26/05/2011
GELİN VE KAYINVALİDE SORUNLARI...


Kadınlar, evlilik cüzdanını, tarla tapusu gibi bir şey zannediyorlar galiba. O artık benim. Yok öyle şey. Türk kadınları kocayı ve çocukları fazlası ile sahipleniyorlar. sema Maraşlı haber7'de yazdı...

 


Ramazan ayı ve yaz tatili bir arada olması sebebi ile pek çok aile köyünde, memleketinde aile büyüklerinin yanında. Bu ne demek? Gelin kayınvalide sorunlarının had safhaya ulaşmış olması demek. Erkeklerin anneleri ve eşleri arasında kalması demek. Kadınların kayınvalide evinde  iğne üstünde oturması demek. Çocukların doyasıya aile büyüklerini sevememesi demek.

Gelin- kayınvalide sorunları üzerine bir kitap başladım. Bu konuda çok ciddi sorunlar yaşanıyor. Sizler de bu konuda yaşadıklarınızı mail adresime göndererek kitaba katkıda bulunabilirsiniz.

Türk kadınlarının çoğunda kayınvalideye karşı ön yargı var. Kayınvalidesi ile iyi anlaşan hanımlar konuyu üzerlerine almasınlar. Fakat gelin- kayınvalide sorunlarının yaşandığını aileler çok fazla. Kayınvalidenin her sözü geline batıyor, hiç bir hatası unutulmuyor, özenle kaydediliyor. Kayınpederlerle pek sorun yaşanmıyor. Sorunlar daha çok kadınlar arasında. Kayınvalide, görümce ve elti üçgeninde kaynıyor.

Bu sorunlar ailelerde büyük huzursuzluk kaynağı. Hele yakın oturuluyorsa dedikodu kazanı hiç boş kalmıyor. Bence sorunun temel kaynağı kadın kıskançlığından başka bir şey değil. Gelin kocasının ailesi ile muhabbetini kıskanıyor, kayınvalide gelinin oğlu ile muhabbet etmesini ya da muhabbet etme ihtimalini kıskanıyor. "Ya oğlum karısını benden çok sever de bizi unutursa kaygısı." ile "Kocam beni annesinden kardeşinden daha çok sevmeli ve daha çok önem vermeli." telaşı arasında erkekler arada kalıyorlar.

"Kayınvalidem ve görümcem geldikleri zaman kocama sarılıp öpüyorlar, çok rahatsız oluyorum odadan hemen dışarı çıkıyorum." diyen gelinler var. Anne evladını, kardeş kardeşi öpemeyecek mi? Tapusunu sana mı verdiler?

Kadınlar, evlilik cüzdanını, tarla tapusu gibi bir şey zannediyorlar galiba. O artık benim. Yok öyle şey. Türk kadınları kocayı ve çocukları fazlası ile sahipleniyorlar.

"Beni annelerle aynı binada oturmak zorunda bıraktığın için sana hakkımı helal etmeyeceğim." demiş hanımın biri kocasına. Kayınvalidenin en büyük suçu da onlar karı koca bir yere giderken "nereye gidiyorsunuz?" diye sormalarıymış. Ne büyük suç! Özgürlüğümüze kimse karışamaz havaları. Sanki kendiler kayınvalide olduklarında evlatları bir yere giderken mel mel bakıp yutkunacak "nereye gidiyorsunuz" demeyecekler.

Kayınvalide büyük bir sıkıntı olarak görülüyor. Mümkün olduğu kadar benden uzak olsun hatta mümkünse aynı gezegende olmayalım. Artık çocuklarının mürüvvetini de görmüşler yavaştan yavaştan dünyadan gitseler, diye bakılıyor.

Öncelikle dünyaya imtihan için geldik. Sıkıntıdan kaçış diye bir şey yok. Sen kayınvalideyi sıkıntı diye görüp ondan kurtulmaya bakarken Allah sana öyle sıkıntılar verir ki kayınvalide en hafifi kalır.

Her şeyden önce kayınvalide mümin kardeşimizdir, düşmanımız değil. Hataları olabilir, kusurları olabilir. Bize düşen affetmek ve iyi muamelede bulunmak olmalı.

KALBİ KİN DOLU MÜCAHİDELER VAR

Bir bardak su veriyorsak, yaptığımız yemeklerden yiyorlarsa ahirete yatırım yapmamıza yardımcı oluyorlar demektir. Sayelerinde sevap hanemiz genişliyor demektir. Hele bir de huysuz ve zor insanlarsa sevabımız kat kat artıyor demektir.

Ramazan ayı nefsi terbiye ayı değil mi? Buyurun daha iyi bir fırsat olabilir mi? Ne ki nefsimize ağır geliyor onda sevap çok demektir.

Dernek, vakıf çalışmalarında koşturan, elinden Kur'an düşmeyen fakat kayınvalidesini görmek istemeyen kalpleri kinle dolu mücahideler (!) var.      

Peygamberimiz kendisine dua öğretmesini isteyen Hz Aişe’ye “Kalbimde kin bırakma.” diye dua etmesini tavsiye etmiş. Biz kadınlar kin tutmaya daha meyilliyiz. Geçmişi unutmayız. Küçücük bir olayda nişanlılıktan başlayarak o güne kadar olan ne kadar olumsuz şey varsa ortaya dökeriz. Hem eşin hem ailesinin yaptıkları hiç unutulmaz. Oysa sevgili peygamberimiz “Mümin kin tutmaz.” buyuruyor.

Hz. Ebû Bekir akrabası Mistah ve ailesine yoksul oldukları için devamlı yardım ediyor. Fakat Mistah gerdanlık olayı sebebi ile Hz. Âişe'ye atılan iftiraya katılıp destekliyor. Hz. Âişe'nin  masum olduğunu anlatan âyet-i kerîme inince Hz.Ebu Bekir Mistah'a bir daha yardım etmeyeceğine dair yemin ediyor.

Bunun üzerine bağışlamanın önem ve üstünlüğüne dikkat çeken Nur sûresi 22. âyet-i kerîme geliyor. Rabbimiz şöyle buyuruyor: "Sizden fazilet ve servet sahibi olanlar yakınlarına yoksullara yolunda hicret edenlere (mallarından bir şey) vermemeye yemin etmesinler affetsinler vazgeçsinler. Allah 'ın sizi bağışlamasını sevmez misiniz? Allah çok bağışlayan çok merhamet edendir."

"Ya Rab tabii ki bizi bağışlamanı severiz."diyen Hz. Ebu Bekir kızına yapılan iftiraya katılan kişiye Allah için yardıma devam eder.

Kayınvalide gerçekten fenalık yapmış olabilir ya da karşılıklı hatalı davranışlar sebebi ile soğukluk olmuş olabilir. Geçmişin tatsızlıkları bizi yorar, yıpratır ve bugünümüzün de tadını kaçırır. Olan olmuş biten bitmiştir.

"Affetmek kişinin kendine yapacağı en büyük iyiliktir." diye bir söz okumuştum. Çünkü affetmek kalbi temizler. Kin tutmanın bir ucu kadere isyana gider. "Ben bunları hak etmedim, yapanı da affetmiyorum." 

MÜMİN KİN TUTAR MI?

Eşinizin ya da kayınvalidenizin hatalarını affedemiyorsanız, gözünüzün gördüğü bir yere "Mümin kin tutmaz." hadisi şerifini yazın, gördükçe sürekli sizi uyarsın. Kimin söylediğini bilmiyorum ama "Kini olanın dini yoktur." diye bir söz duymuştum. Bu da hadis-i şerîfe uygun bir söz.

Hz. Ali "Kin mal gibi miras kalır." buyuruyor. Biz kin tutunca çocuklarımız da kin tutmayı öğreniyorlar. Çocuklarımıza ev, arsa, para ne bırakacağız geride diye düşünüyoruz da hangi iyi huyları ya da hangi kötü huyları miras bıraktığımızı hiç düşünmüyoruz.

Erkekler kayınvalideleri ile kadınlar kadar sorun yaşamazlar; fakat karısının ailesine soğuk davranan, karısının ailesi ile görüşmesini istemeyen erkekler de var. Bazen iki tarafın aileleri arasında tatsızlık yaşanıyor ve durum üzerine erkek eşinin ailesine tavır alabiliyor. Aileler arasında yaşanan tatsızlıkları uzatmamak gerek. Çocuklarına kin miras bırakmak istemeyen kin tutmamalı, affedici olmalı. Erkek affedici olmalı ki eşine çocuklarına örnek olsun.

Rabbimiz İsrâ sûresi 7. âyet-i kerîme de şöyle buyuruyor:

"İyilik ederseniz kendinize iyilik etmiş olursunuz. Şayet kötülük ederseniz o da kendinizedir."

Yaptığımız iyilikler ve kötülükler ancak kendimiz içindir. Karşımızdaki sadece sebeptir. Bu yüzden yaptıklarımızın karşılığını insanlardan değil Rabbimizden beklemeliyiz. Bırakın kayınvalide bilmesin, eşiniz bilmesin. Bilen biliyor önemli olan da o değil mi? Bir iyiliğe binlerce kat fazladan sevap bahşeden yüceler yücesi Rabbimiz bildikten sonra gerisi pek de önemli olmasa gerek.

Kusurlarımıza rağmen birbirimizi sevmeyi öğrenmeliyiz. Bu konuda sorun yaşayanlar işe kayınvalideyi sevmeye çalışarak ve ona Allah rızası için iyi davranarak başlayabilirler. Kayınvalidenin öncelikle mümin kardeşimiz olduğunu unutmayalım. Şu güzel günlerde Rabbimizden af bekliyorsak önce kendimiz affedebilmeliyiz.

Sema Maraşlı - Haber 7

 

Yorumlar

Kullanıcı girişi