Cevap eklenmemiştir
Offline
Son giriş: 27/08/2012
Dostum ne dersin?
 
 
 

Rüzgarlıydı hava. Şalım uçuşuyordu. Sonra gölgesini gördüm yerde. Yarı gölge. İçini gösteriyormuş demek ki, yarı gölge olduğuna göre.
Bazı insanlar..insanların bazıları..içini dışıyla gizleyenlerden bahsediyorum, dostum sende farkedebildin mi? 

Gizlemeyeceğim, şalımı çok dürüst buldum, olduğu gibi göründüğü için. Bazı insanlardan daha dürüst...
Her nesneyi okumalıyız ne dersin?

Binaların ard arda sıralandığı bir sokaktan geçiyordum, baktım, bu binalar gülümsemek nedir bilmiyor. Hepsi kaba, hepsi donuk, hepsi birbirine benzer. Onlarla beraber yaşaya yaşaya onlara mı benzedik ne dersin?
Bazı insanlar ya da insanların çoğu... Binalara benzetiyorum onları... Kaba, donuk, birbirinin aynı.
Bazen bu okuma işi insanı üzülüyor, ne dersin?

Bakıyordum etrafıma. Ama bu bakışlar farklıydı... Yanından geçtiğim elma ağacına bakıyordum, bir başka bakıyordum. Ah elma ağacı..ne de güzel yapıyorsun sana verilen görevi...
İnsanlara, bazı insanlara dönüp baktığımda gördüğüm beni üzüyordu... Elma ağacını vazifeli görüp, insanı boş görmek, işsiz görmek... Ne üzücü. İnsan bilmez mi görevini? İnsan bilse ya görevini... Araştırsa ya... Elma ağacının görevi belli, zekası da bundan ötürü yok, iradesi de. Ya insan zeka ona neden verildi sanır? Peki irade?
Bazen okumaktan ötesi gerekir dostum, ne dersin?

Büşra Şükran

 

Kaynak:  http://sadeheceler.blogspot.com

Yorumlar

Kullanıcı girişi