Cevap eklenmemiştir
Offline
Son giriş: 19/10/2019
DEGERLERİMİZDEN
SAYGIYA DEĞER VERMEK Kültürel değerlerimiz ve Kişisel değerlerimizinde, hissettiğimiz duygular ve Bayramlarda yaşanan hisleri ve hassasiyeti incelemek ve gözlemlemek elzemdir. Kültürel Değerlerimizin ilk on sırasında adalet, ahlak, güven, saygı, huzur, eşitlik, refah, dürüstlük, aile ve çevre bilincin olması. Ve Ortak kişisel değerlere bakıldığında Adalet, ahlak, güven, saygı, dürüstlük ve aile kavramı; saygı tablosu tümünü içine aldığını gösteriyor. Bir davranış biçimi olan SAYGI bir kavram olarak inanç ve inanışlarımızın kabulü ve onaylanmasını izah eder. Saygı, kişi ve kişilerin, birbirlerinin yaşam alanları içerisinde birbirine karşı eylem ve tutumlarında, sınırları çevreler. Bir yaşamda istenen, doğal olan saygı dikkatli, özenli, ölçülü davranma, sevgi duygusu, hürmeti iktiza eder. Başkalarını rahatsız etmekten çekinme duygusu ihtiram. Saygı hürmeti iktiza ettiği gibi, Sevgi merhameti iktiza eder. Saygı hürmetle sevgiyi çağırması gibi. Sevgisiz ve güvensizlik, merhamet yoksulluğu, korku ve endişeyi oluşturur. Sevgi saygı, hayatın her safhasında inanca, barışa, aileye, toprağa kadar elzem bir olgudur. Saygı duymak, beslenmek gibi imdat desteğidir. Sevgi ve güven duygusundan yoksulluk ise bencilliğe doğru gidiştir. Saygı yaşamın ve insan olmanın gururudur. Yaşamın getirisinde insan, Sevmek zorunda olmasada saygı göstermek zorundadır. Saygı düşünceleri genişletici, çoğaltıcı, yol gösterici bir potansiyel doğrultusunda bize yeni ufuklar açmasıdır. Düşünmeyi düşünen yer olan bilinçin, yaşam desteği. Saygı kavramının içinde empati ve sempati kavramlarını görmek, algılamak mümkündür.  iç güdülerimiz, aile bilgileri, parça parça kalıplar, duygusal sistemin parçalarını anlatır. Saygı kavramını oluşturan beynimizin ortasında bulunan, duygularımızın üretildiği yer olarak isimlendirilen, DUYGUSAL BEYİN yani LİMBİK SİSTEMDİR. Bunun anlamı, düşünen beyin tıkır tıkır çalışsa da, limbik sistem yoksa, saygı da yoktur. Çünkü böyle bir sisteme beyin değil, yapay zeka adı verilir. Kavramca baktığımızda vicdan diyebileceğimiz (süper ego), denetleyen yer, bilinç altı duyguların keşfi, limbik sistem arızaya girmiştir. Beyin, mevcut bilginin doğruluğuna inandığı müddetçe, karşı tarafa saygı duyar. Düşünce ve davranış ve hissiyat eşittir, kendini sorgulama. Davranış sanatı olan kendini tanıma, kendine saygı duyma, saygıyı gerektirir. Fıtratları bozulmuş, vicdanları çürümüş, değerlerini kaybetmiş, hissiyatları körleşmiş, yardım almaya muhtaç kişiliklerin halini anlatır. Sözün özü, saygı ifadeleri ile noktayı koyarız. “Ey oğul; ananı, atanı say, bereket büyüklerle beraberdir.” (Şeyh Edebali) “Kendilerine büyük saygı gösterdim ve imdatlarına muhtaç olduğumu belirttim.” (N. F. Kısakürek) “Kişinin kendi nefsine göstereceği saygı, saygıların en büyüğüdür.” (Beydeba) “İnsanlara saygıyı yitirdin mi yandın bittin, on paralık oldun demektir.” (Y. Kemal) MÜDAVİ

Yorumlar

(X)
Kapat
-->