3 mesaj [Son gönderi]
Ziyaretçi
BIZ MI ISTEDIK YOKSA HAK MI ETTIK?

Benim çocukluğumda annelerimiz çalışmazdı.
Okuldan eve geldiğimde boynumdaki anahtarla kapıyı hiç açmadım.
Hatta babanım bile anahtarı yoktu. Heryere birlikte giderdik. Babamızın akşamları iş yemeğide yoktu. Akşam sofrada, sabahları kahvaltıda hep beraber oturur, sohbet ederdik.

 

 

Kavga ettiklerini birbirlerine sataşmamalarından anlar, çıt çıkarmaya korkardık ama akşama kalmadan babamın gizlice annemi öptüğünü görünce rahatlar, kaldığımız yerden devam ederdik.
Birimiz hastalandı mı, hepimiz yasa girerdik. Baş ucundan ayrılmaz, her isteği emir gibi yerine getirilirdi.

En büyük eğlencemiz sokaklarda oynamaktı.
Sokakta oynamak diye bir kavram vardı yani.
Cafelerde, alış veriş merkezlerinde buluşmazdık.
Okula arkadaşlarımızla gider, birlikte çıkar, oynaya, zıplaya yürüyerek gelirdik.
Servis falan yoktu. Ayakkabılarımız eskirdi.
Hatta öyle olurdu ki; çantalarımızı kaldırımlara koyar oyuna bile dalardık.
Annelerimiz bu durumu bildiklerinden,
kardeşlerimizle bizlere ekmek arası bir şeyler hazırlar gönderirdi.
Mahallemizdeki teyzeler annemiz gibiydi. Susayınca girer evlerine su içerdik.
Ya da pencereden bir sürahi bir bardak uzatır, hepimiz aynı bardaktan kana kana içerdik.
Kısacacı evine girip gelen (ki sadece çişi gelen giderdi evine) elinde mutlaka yiyecekle dönerdi.
Anneleri o arada çocuğuna verdiği şeyden bizlere de gönderirdi.
Bu bazen bir kurabiye bazen bir meyve olurdu.

 

Cebimizde harçlığımız olduğunda düşmesin diye çıkarır çantamızın üstüne koyar oyun bitince geri alırdık.
Çok garip ama kimse almazdı. Sokaklarımız evimiz kadar güvenli idi.
Düşünce kaldırırlar, kavga edince barıştılırdık. Polisler gelmezdi
kavgalarımıza, zabıtlar tutulmazdı.
Sonra kavgalarımız da öyle ustura, falçata ile olmaz,
onlar nedir bilmezdik bile, asla kanla falan da bitmezdi,
en fazla saçlarımızdan çeker, hayvan adları sayar, tekme atar, yine oyuna dalardık.
Birbirimizin suyundan içer, elmasına diş atardık.
Misket oynamaktan parmaklarımız kanar yine de mikrop kapmazdık.
Azar işitip, acillere taşınmazdık.
Düşerdik ekmek çiğner basarlardı alnımıza, oyuna devam ederdik.
Röntgenlere, ultrasonlara girmezdik.

Ben bizim çocukluğumuzu çok özledim.
Sokaklarımız ruhsuzlaştı sanki..
Komşumu tanımıyorum ama evinin camında temizliğe gelen kadını haftada bir görür kolay gelsin der konuşurum.
Onun dışında orada kim oturur hiç bilmem.
Evimizi kendimiz temizlerdik, kapı silmece ; bilmem kaç kuruş
hepimizin elinde bezler güle oynaya bitirirdik işleri.
Evlerimiz var içinde yaşayan yok.
Parklarımız var içinde oynayan çocuk yok.
Ama her yıl sökülüp yenilenen kaldırımlar, lüks binalar, ışıl ışıl vitrinler, girip çıkan yapay insanlar...
Ruh yok, buz gibi buz, bu biz değiliz..

 

Tahta iskemlelerimiz de oturan yaşlılarımız, onlara dede, nene diye hatırını soran çocuklarımız yok oldu.
Ben kapılarında '' vale '' lerin, '' bady '' lerin beklediği yerlerden hep korkmuş çekinmişimdir.
Kapısını çarparak örtüyor diye çocuğuna kızıp, taksidini bitiremediği arabanın anahtarını, hiç tanımadığı birine vermek ters gelir bana.
Benim değildir bu kültür.
Ne ruhuma, ne kültürüme ne de cüzdanıma hitap eder.
Nedir bunlar?
Reklamlarla desteklenen beyni, ruhu ele geçirilmiş insanlar olduk.
Bir evin içinde bile birbirimize yabancı, yalnızlıklarımızla yaşar olduk.
İyi de neden böyle olduk ?
Biz mi istemiştik? Yoksa hak mı ettik?
ya sizce ?

 

alıntı...

Yorumlar

yagmur damlasi (Ziyaretciden)

KULA BELA GELMEZ HAK YAZMAYINCA , HAK BELA YAZMAZ KUL AZMADIKCA......NE GUZEL SOYLEMIS ATALARIMIZ .

BASIMIZA GELEN SEYLER KENDI TERCIH VE YONELISLERIMIZIN SONUCUDUR.INSANA DURDUK YERE MUSIBET GELMEZ ONCE INSAN AZAR HADDI ASAR SONRA ALLAH O YONDE TAKDIR EDER.KISI KENDI AZGINLIGI YUZUNDEN KOTU DURUMA DUSER.

SAYGININ SEVGININ BITTIGI , HOSGORUNUN AZALDIGI COCUKLARIN OYUNUN NE OLDUGUNU BILMEDIGI, INSANLARIN SADECE CIKARLARI ICIN BIRBIRLERINE SELAM VERDIKLERI BIR ZAMANDA YASIYORUZ .

BIZ ZAMANA DEGIL DE ZAMANI KENDIMIZE CEVIRELIM. IYILERIN KOTULERIN AYIKLANDIGI O GUNDE RABBIM NEFSIMIZIN AZGINLIGI YUZUNDEN BIZI HESABA CEKILENLERDEN EYLEMESIN INSAALLAH ....

Offline
Son giriş: 15/11/2011

Harika bir yazı.Çok zaman değil aslında bu değişim.Ben 38 yaşındayım bu duyguları yaşadım.Aradaki uçurum müthiş.Bence bu aradaki farklar; ahlakın bozulması, Allah sevgisinin ve korkusunun azalmasından kaynaklanıyor diye düşünüyorum...........Hey gidi günler......... O günlerin her şeyi güzeldi vesselam....

Offline
Son giriş: 26/05/2011

çocukluğumuzu hatırlatan mükemmel bir paylaşım. emeği geçenin eline sağlık. evet çocukluğumuz.... samimiyet vardı, evler tek katlı idi. herkes birbirini tanırdı. evlerin bahçelerinde ekmekler yapılır komşu teyzeler bierbirlerine yardım ederdi. köyünden veya memleketinden  gelen yiyeceklerden mutlaka komşuya pay verilirdi. ramazan akşamlarında bayanlar her akşam bir evde toplanır teravih namazı kılardı ve arkasından dini sohbetler olurdu. küçük bakkal dükkanları vardı,

her ihtiyacımızıda o bakkal dükkanlarından temin ederdik. bazen  veresiye defterine yazdırırdık, bazen de peşin öderdik, itimat güven vardı insanlar arasında. bir çift ayakabımız vardı, yırtılınca ikincisi alınırdı. bir tane mantomuz, bir tane hırkamız vardı. şimdiki çocuklarımızın rengarenk, çeşit çeşit, yazlık kışlık ayakkabı ve giyecekleri. örnekleri arttırmak çok mümkün. 

çocuklarımızın bizim yaşadığımız ortam gibi samimi, candan, hayırsever biraz da yokluk görerek yaşamalarını  isterdim. şimdiki çocukların her şeyleri fazla fazla. ama mutlu değiller. ALLAH  çocuklarımıza güzel günler nasip etsin. nacizane eskigünleri yad etmek, çocukluğumuza inmek içimizi burksa da güzel....  

Kullanıcı girişi