- Yorum yazmak için giriş yapın veya kayıt olun
Per, 12/01/2012 - 13:00
ÂDÂB
Âdab, edeb kelimesinin cem’i olup, edebler demektir. Edeb ise, İslam terbiyesi, yani Allahın Rab sıfatının tecellisinden gelen terbiye kaideleridir.
Resul-i Ekrem Aleyhissalatü Vesselâm ferman etmiş:
Rabbim bana edebi, güzel bir surette ihsan etmiş, edeblendirmiş.” Evet Siyer-i Nebeviyeye dikkat eden ve Sünnet-i Seniyeyi bilen, kat’iyyen anlar ki: Edebin envaını, Cenab-ı Hak Habibinde cem’etmiştir. Onun Sünnet-i Seniyyesini terkeden, edebi terkeder.» (L.53)



Ey nefis! Az bir omurde haddsiz bir amel-i uhrevi istersen ve herbir dakika-i omrunu bir omur kadar faydali gormek istersen ; ve adetini ibadete ve gafletini huzura kalb etmeyi seversen , Sunnet-i Seniyyeye ittiba et.Cunku bir muamele-i ser'iyeye tatbik-i amel ettigin vakit, bir nevi huzur veriyor, bir nevi ibadet oluyor, uhrevi cok meyveler veriyor....(SOZLER)
Demek sünnet-i Seniyenin haricinde edeb aranmamalı. Edebli olmayı isteyenler, Sünnet-i Seniyeyi takîb etmelidirler
Allah razi oolsun cok güzel ve önemli bir konu...
amin..ecmain..
«Sünnet-i Seniyyenin meratibi var. Bir kısmı vâcibdir, terkedilmez. O kısım, Şeriat-ı Garra’da tafsilatıyla beyan edilmiş. Onlar muhkemattır. Hiçbir cihette tebeddül etmez. Bir kısmı da nevafil nevindendir. Nevafil kısmı da iki kısımdır. Bir kısım, ibadete tabi Sünnet-i Seniyye kısımlarıdır. Onlar dahi Şeriat kitablarında beyan edilmiş. Onların tağyiri bid’attır. Diğer kısmı, “âdab” tabir ediliyor ki, Siyer-i Seniyye kitaplarında zikredilmiş. Onlara muhalefete, bid’a denilmez.
Fakat, âdab-ı Nebevî’ye bir nevi muhalefettir ve onların nurundan ve o hakiki edebden istifade etmemektir. Bu kısım ise (örf ve âdât), muamelat-ı fıtriyede Resul-i Ekrem Aleyhissalatü Vesselâm’ın tevatürle mâlum olan harekâtına ittiba etmektir.
Meselâ: Söylemek âdabını gösteren ve yemek ve içmek ve yatmak gibi hâlatın âdabının düsturlarını beyan eden ve muaşerete taalluk eden çok Sünnet-i Seniyyeler var. Bu nevi Sünnetlere “âdab” tabir edilir. Fakat o âdaba ittiba eden, âdâtını ibadete çevirir. O âdabdan mühim bir feyz alır. En küçük bir âdabın müraatı, Resul-i Ekrem Aleyhissalatü Vesselâm’ı tahattur ettiriyor; kalbe bir nur veriyor. Sünnet-i Seniyyenin içinde en mühimmi, İslâmiyet alâmetleri olan ve şeaire de taalluk eden Sünnetlerdir. Şeair, adeta hukuk-u umumiye nev’inden cemiyete ait bir ubudiyettir. Birisinin yapmasıyla o cemiyet umumen istifade ettiği gibi, onun terkiyle de umum cemaat mes’ul olur. Bu nevi şeaire riya giremez ve ilan edilir. Nafile nev’inden de olsa, şahsi farzlardan daha ehemmiyetlidir...”(L.53)
Çünkü şeair, İslam adetlerinin cemiyette açıkça yaşandığından herkese görünür ve İslamî hissiyatı aşılar ve kuvvetlendirir. Bu sebeble faidesi küllidir ve çok kıymetlidir.
Asrımızda fitne-i ahirzamanın bid’alarına medenî yaşayış deyip beğenerek bulaşan ekseriyetin anlayış ve yaşayışları, mezkür beyanlar müvacehesinde cay-ı dikkattır.
Hem “Fesad-ı ümmet zamanında Sünnet-i Seniyenin küçük bir âdâbına müraat etmek, ehemmiyetli bir takvayı ve kuvvetli bir imanı ihsas ediyor.” (L:50)
çok önemli bir konuyu ele almışsın kardeşim.Aslıda her hafta bir sünneti seniyeyi yazarsan hepimiz amele dökmeye çalışırız inşaalah.selametle değerli kardeşim.
Rabbim istifademizi ziyade eylesin..Elbette adabı şeriyeyi uygulamak için bir kaç sünneti seniyye paylaşırız..
Mesela,"KENDİSİNE GÜLME GELDİĞİNDE ELİNİ AĞZINA TUTARDI" (R.E.H)
BİRİNİZ AYAKKABI GİYİNCE SAĞDAN BAŞLASIN, ÇIKARIRKENDE SOLDAN BAŞLASIN" (MÜSLİM)
İstişare etmek
Hergün tevbe etmek
Abdest aldığında ve mescide girdiğinde namaz kılmak
Misvak kullanmak
Cuma günü gusul abdesti almak
Güzel koku sürünmek
Mahrem yerleri traş etmek(En fazla15-40 günü geçmemek)
Oturarak küçük abdest bozmak(Ayakta bozmak tahrimen mekruhtur)
Abdest bozarken kıbleye dönmemek
Yemek yerken düşen lokmayı alıp yemek
Allah razı olsun.İstifade etmek niyetiyle gönül dolusu selamlar.