Cevap eklenmemiştir
Offline
Son giriş: 19/10/2019
SINIRI BELİRYEN ETKEN

KARAKTER ÖZELLİĞİ.
 

Kur'an-ı Hakîm'in her satırına gizlenmiş olan ilmin ziyası, 

her okunuşta başka pencereden ümidin kapısını açıyordu.

Bu ilmin eşiğine ayak bastığımdan şu ana kadar, her bir harf yol haritam olmuştu. 

İlme baş koyalı, Ayetlerin rehberliğinde, yaşanan olayların zahmeti, 

kolaylıklık ile rahmetin gelişini öğretmişti.

İsrâ Sûresi 84 ayette, mizaç ve karakter özelliğinin;

 insan üzerinde ne kadar önemli olduğu,

 olayların akışındaki sır perdenin, arka cihetini görmeyi sağlıyordu.

Bu hayat çemberinde, her an karşılaştığımız olaylar zincirine; 

Hakikat fikrine sarılmadan, Hikmet nazarı ile görmeden, 

ilim penceresinden okumadan, insanın varlığı anlaşılmıyordu.


"Kâinatın satırlarını dikkatle mütalâa et.

 Zira onlar, Mele-i Âlâdan sana gönderilmiş mektuplardır."


Zira insanın davranışındaki olgu, onun ruhsal yapısındaki bilgi tanımına göre 

Esma bilincini yaşaması, Kur'an-ın izahında anlatılan mektuplardı.

Her kişinin yapı-taşında muhakkak, öne çıkan bir Esması 

ve nazdar bir karakter özelliğinin olması, diğerlerinden daim 

bir adım önde etkisi açıkça anlatılıyordu.

Kişinin istem dışı sergilediği tavır, dikkat edildiğinde bariz görünüyordu.
Kurgucu, akılcı, şüpheci ve varsayım üzerinde, detaycı özellikleri olabilen

 çeşitli mizacı özellikleri ve dahi

Lider, Takipçi, Bağımsız, Başıboş fıtrat grupları mevcuttu.

Bilgi, bilmek, bütünsellik  olmadan, olaylar çözüm odaklı olmuyordu.

Hayat da öncelikli olan sınır çizgisini bilmek ve ihlal etmemek. 

Bilgiyi fiile dökmek, olaylara anlam kazandırıyordu.

Kişi kendi duygu ve fikirlerini, başkalarının duygu ve fikirlerinden

 ayrı tutması; karakter özelliği bilincini ortaya koyduğu ve yaşadığını gösteriyordu.

Bir şeylerin yolunda gitmesi, sınır ihlalini korumasındaki hassasiyet, 

kişiyi zarar görmekten ve zarar vermekten muhafaza edecekti.



Toplumda el atma, karışma, akıl verme, yönlendirme müdahale olarak bilinen, Sınır.

 "Her işe burnunu sokma" deyimini hatırlatıyordu.


Sınır kelimesi, Arapça Hudud anlamında, DAL harfi  د DİKKAT geçilmez 

levhası, mana yükü çok şeyler izah ediyordu.


Bakara Sûresi 32 ayette açıkça izah edilen, bilmemiz kadarı bize bildirilmiş olandı. 

Kişinin sınırı, sadece bir arşın kolun yettiği kadarı ona verilen irade alanındaydı.

Kainat Alemi ,dünya haritasına baktığımızda görünen sınır çizgileri,

Hayatta her varlığa belirlen sınırı gösteriyordu.

Kişiye göre, topluma göre sınır çizgileri ayrı ve farklıydı.
insan da kader ölçüsü, karakter özelliğine sahip olduğu kadardı.

Olaylar zincirini kendi lehine çevirmek, her zaman tedbir olarak, önlem almaktı.

Sıraya koymak, sıralamak, düşünceleri  temizleme, 

işleme geçirme kişiyi hakikate götüren en bilinçli yoldu.

Bu konuda ilmin izahı, öncelik olarak üç adıma dikkatimizi çekmekteydi.

Birinci, konuşmaya soru ile başlama.
İkinci, nasihat tarzı da konuşma.
Üçüncü, akıl danışma sorusu gelmeden akılcı cevaplar verme.



Düşüncede yüreğin ve aklın farklı söylüyorsa, karışık fikir seni sarmışsa,

 sınır ihlal edilmiştir.

Dünya ilmine fazla meyil, karışık düşünceler
ruhu hasta etmesi, düşüncelerdeki niyete göre mesajı göndermesidir.


Beşer kendine olan muhabbeti, bencilliğin yolunda ben dilini 

öne çıkarması ile sınır ihlalinin başlatmasıdır.

Bu hareket günlük yaşamı zorlamakta, kişiyi etki altında bırakarak, 

istem dışı hayrete sebebiyet vermesidir.

Sınır ihlali yaşayan fıtrat, olayda yoku var görür,

 tehlikede olma hissi ile savunmaya geçer.

 Yanlışa doğru olarak inandığından, sebepler  ona göre gelişir

 ve hayata geçer.
İşte bunun tek yolu, kişinin sınır çizgisini, karakter özelliklerini bilmesidir.

DÖRT ANALİZ üzre olan kişilik;  karakter özelliğine göre 

tüm etkenleri kendine çeker.

NARİYE olan FITRAT güçlü görünse de kırılgandır. 

Olmadık mevzuda dayanıksızlık sergiler. 

Sert yapısı altında narin ve hassas ve Alıngandır.

HAKİYE gibi girişken, sıcak kanlı konuşkan fıtrat,

 toplum önünde ifadesi zayıftır. Eli ayağı birbirine dolaşır. 

Hatalar zinciri peşini bırakmaz.

ABİDE fıtrat her şeye çok çabuk inanan ve inançlı 
görünse de

 katı fikir içinde olmaları yüksektir. yumuşak ve sessizliğe yönelik

 olan mizacı kendini tembelliğe zorlar ve savunması zayıflar.

BARİDE mizac; başarılı, girişken, sevecen olsa da, 

etrafına soğuk esinti yayar. Etkin çalışmaları etken altında,

 üç adım uzaktan izlenir. Başarısı hep yarımdır.

Bilinçli olarak doğru bilgi, sahibini olaylara karşı her zaman 

bir adım önde sebeplere yaklaştıracaktır.

Unutmamak gereken, İnsan vasfı özellikleri, 

bir anneden babadan olma değildir.

Altı devirli yaratılış, sonuç olarak bu alemde bir sınavda dır.
ÜÇ beş damla kan, bir ruhtan ibaret olan insan.

Dinlemeden anlama yolunda, anlamadan dinleme modun da sürüklenmekte. 

Oysa, boş, fâni bu dünyada çıplak olarak geldi. Geri sayım da,

 tüm dert ve tasalarından soyunarak bu kapıdan çıkmasıdır.

Lakin makamının yüceliğinde hangi karakter özellikleri  üzre geldiyse o vazifeyi, 

gün yüzüne çıkarması, Esma mertebesine yükselmesi, 

soyunma işlemini yaşaması, sebeplerin icraatına göredir.


"Her bir âyetin mana mertebelerinde bir zahiri, bir bâtını,

 bir haddi, bir muttala'ı vardır.
Bu dört tabakadan her birisinin (hadîsçe "şücûn ve gusûn" tabir edilen)
füruatı, işaratı, dal ve budakları vardır." mealindeki hadîsin hükmüyle.........


İnsanın kökleri, Ağacın gövde ve dal ve budakları

Şeçereyi Tuğba ağacında yazılı olandır. 

Sınırı ihlal, kaza-ı kader işleminin acıkça izahını etmektedir.
 

Sözün özü;
“Kendini bilen Rabbini bilir.”  rivayeti hadis-i İLE tefekkürümüz tamamlandı.

 




 

 
 
 

Yorumlar