3 mesaj [Son gönderi]
Offline
Son giriş: 26/05/2011
KADININ MAHREM OLANLARLA OTURMASI

Kadının, mahremi olan erkeklerle bir arada oturmasında bir mahzur yoktur. Ancak, kocasının erkek kardeşi, dayısı, amcası, dayı ve amca çocukları, veya daha uzak akrabalar gibi nâmahremler varsa; kadın tam tesettürüne, oturuşuna-kalkışına, gülüşüne-konuşmasına, onların yanında kokulanıp süslenmeye, onlarla başbaşa bir odada kalmamaya dikkat etmek şartıyla birarada bulunabilir, beraber yemek yiyebilir. Bu durumda kadın ayrıca başını omuzlarıyla beraber örten bir başörtüsü (üstlük) bulundurmalı... Keza vücut hatlarını belirten dar ve ince elbiseler giymemelidir.

Gelinle kayınpederi ebediyyen birbirine haram olduğu için, bir odada başbaşa kalmalarında haramlık yoktur. Ancak bir odada başkası yokken yatmaları haram olmamakla beraber, fitneye sebep olabileceğinden dolayı münâsip görülmemiştir. Zİra Resûlüllah Efendimiz (s.a.v.), “Kadınların yanına girmekten sakınınız” buyurdular.

Ensâr’dan bir zât, “Ya erkek akrabasına (havm) ne dersiniz?” diye sordu. Allah Resûlü, “Onlarla başbaşa kalmak ölümdür” (Tecrîd, 11/324)buyurdu. Burada kadınla başbaşa kalması yasaklanan, hatta ölüme benzetilen “havm”, kocasının kardeşi (kayını), dayı ve amca çocukları; kısacası kocasının babası, dedesi, ve oğulları dışındaki akrabalarıdır denmiştir. (Tecrîd, 11/325)

Ağabeyin ve kardeşin hanımları hiçbir bakımdan kızkardeşe benzemez, nâmahremdirler. Kayını onun elini öpemez, seferî olacak kadar yola yanlarında başkası yokken çıkamaz, kapalı bir yerde başbaşa kalamaz. Yenge kayının yanında, ancak başkaları varken ve tesettüre tam riâyet ederek, yani en azından göğüsleriyle beraber omuzlarını örten bir başörtüyle oturabilir. Zira kadının yabancı bir erkekten sakınmasını gerektiren sebepler, kayında fazlasıyla mevcuttur.

Bu yüzden Segili Peygamberimiz (s.a.v.), “Kadın, kayını gibilerle de mi başbaşa kalamaz?" diye soran sahâbiye, “Bu ise ölüm demektir”(Buhârî, Nikâh, 111) cevabını vermişlerdir. Medyada ve basında hemen her gün şâhidi olduğumuz hâdiseler de Allah Resûlü (s.a.v.)Efendimiz’i tasdik etmekte; böylece bunun ne kadar isabetli olduğunu yakînen öğrenmekteyiz. Hulâsa, bütün bu anlatılanlar elbette İslâm dininin, mensuplarından istediği hayat tarzıdır. “Müslümanım”diyen herkesin uymakla mükellef olduğu, ictimaî hayatın düsturlarıdır.

Kaynak: 8-9 Mayıs 1997 Fazilet Takvimi

Yorumlar

Offline
Son giriş: 26/05/2011

 sağol ablacım paylaşımın muhteşem..keşke beyimin aileside böyle düşünebilse ...gerçi artık alıştılar ilk evlendiğim zamanlarda uzaylı gibi bakıyorlardı.ne olacak onlar senin kardeşin sayılır deyip geçiştiriyorlardı.ben yılmadım onlarla tartışmak pahasınada olsa doğrularımdan şaşmadım.çünkü bu doğrular Rabbimin ve rasülünün doğruları...zaman zaman kızsalarda alıştılar artık elleri havada kalınca tokalaşmaktan vazgeçtiler..insanın aynı düşüncelere sahip bir eşi olunca daha kolay oluyor tabii.çünkü beni zaten bu özelliklerimden dolayı kendine eş olarak seçmiş biri olduğundan daima yanımda oldu..RABBİM ONDAN RAZI OLSUN ...isteseydi benim gibi imam hatipli yerine daha modern!! birinide seçebilirdi..hatta sırf bu sebebten dolayı anneciğim evlenme kararımızı gönülden desteklemedi ama şimdi Rabbime şükür eşim kendi farkındalığını herkese gösterdi..insan Rabbinin rızasından ayrılmayınca Rabbimde daima yardım ediyor..ablacım biraz uzun yazdım ama inan sende yarama dokundun..:)kendine iyi bak canım benim... senin bir kızın olarak ellerinden hürmetle öperim...

Offline
Son giriş: 26/05/2011

Ne kadar güzel paylaşımlar bunlar.

Rabbim bizlere de nasip etsin böyle olmayı, kendi nefisimizin önüne geçebilsem başkalarını ikna etmek kolay ama...

Offline
Son giriş: 26/05/2011

aminn inş bende kendi yaşantımda bu ideallere karşı çıkan kişiler ve sevdiklerimle uğraşıyorum.biraz ters geliyor bu konu herkese ama mevlam bu konudaki samimiyet sayesinde herkese aşılar inş bu ince düşünceyi.

candost gül eminim ben senden küçüğüm :)

sevgilerimle...

(X)
Kapat
-->