9 mesaj [Son gönderi]
katre (editör)
Offline
Son giriş: 02/06/2011
Örtünme Çağrısı....

Yorumlar

katre (editör)
Offline
Son giriş: 02/06/2011

nabi (editör)
Offline
Son giriş: 03/09/2011

çok ibretlik bir resim. Cenabı Hak burdaki hatalardan cümlemizi muhafaza eylesin. hakkıyla kendini maddi ve manevi setreden hanımlardan eylesin.

katre (editör)
Offline
Son giriş: 02/06/2011

Aziz, sıddık kardeşlerim,

Bugünlerde, Kur'an-ı Hakimin nazarında, imandan sonra en ziyade esas tutulan takvâ ve amel-i salih esaslarını düşündüm. Takvâ, menhiyattan ve günahlardan içtinab etmek ve amel-i salih, emir dairesinde hareket ve hayrat kazanmaktır. Her zaman def-i şer, celb-i nef'a râcih olmakla beraber, bu tahribat ve sefahet ve câzibedar hevesat zamanında bu takvâ olan def-i mefasid ve terk-i kebair üssü'l-esas olup büyük bir rüçhaniyet kesb etmiş. Bu zamanda tahribat ve menfî cereyan dehşetlendiği için, takvâ bu tahribata karşı en büyük esastır. Farzlarını yapan, kebireleri işlemeyen, kurtulur. Böyle kebair-i azime içinde amel-i salihin ihlasla muvaffakiyeti pek azdır.
Hem, az bir amel-i salih, bu ağır şerait içinde çok hükmündedir.

Hem, takva içinde bir nevi amel-i salih var. Çünkü, bir haramın terki vaciptir. Bir vacibi işlemek, çok sünnetlere mukabil sevabı var. Takvâ, böyle zamanlarda, binler günahın tehâcümünde bir tek içtinab, az bir amelle, yüzer günah terkinde, yüzer vacip işlenmiş oluyor. Bu ehemmiyetli nokta, niyetle, takvâ namıyla ve günahtan kaçınmak kastıyla menfî ibadetten gelen ehemmiyetli âmâl-i salihadır.

Risale-i Nur şakirtlerinin, bu zamanda en mühim vazifeleri, tahribata ve günahlara karşı takvâyı esas tutup davranmak gerektir. Madem her dakikada, şimdiki tarz-ı hayat-ı içtiamiyede yüz günah insana karşı geliyor; elbette takvayla ve niyet-i içtinabla yüzer amel-i sâlih işlenmiş hükmündedir. Malûmdur ki, bir adamın bir günde harap ettiği bir sarayı, yirmi adam, yirmi günde yapamaz ve bir adamın tahribatına karşı yirmi adam çalışmak lazım gelirken; şimdi, binler tahribatçıya mukabil, Risale-i Nur gibi bir tamircinin bu derece mukavemeti ve tesiratı pek harikadır.

Kastamonu Lâhikası, s. 110

--------------------------

Abla bilirsin bu mektubu beni cok ektileyen bir kisimdir,bu zamanda takva cok mühim ve sevapdar,nefise öyle agir geliyorki büyük bir basörtüsü baglamak,koyu dikkat cekmeyecek renkler secmek,renkli canta ayakkabi gibi seylerden kacinmak...hakikaten nefise cok zor geliyor,siyah ve kahve rengi canta renginden cikamiyorum,öyle güzel renkte cantalar varki helede yazin görünce icim gidiyor ama sirf günahtan kacinmak icin almiyorum ve o an ne kadar sevap kazandigimi düsünerek motive oluyorum.

Corapsiz disari cikmamak,özelikle kalin teni göstemeyecek seyleri almaya özen göstermek vs. yaz mevsimi gelince insanda bir gevseme oluyor, bakiyorsun pardüsüler renklenmis, basörtüler civil civil, cantalar, takilar ben burdayim diyor,corapsiz cikiliyor hatta bazen cok dikkat cekecek corap türleri secilmesi,parfümler, taktuk yapan ayakkabilar...nefise cok hosgeliyor böyle seyler ve bakiyorsun insanlarin cogu bu sekilde ama mesele herkes gibi olmak degil,insan mezara tek giriyor,tek basina Allaha hesap veriyor, tek basina cehennem ateslerinde yaniyor...bir defa yasanan ve bir daha dönüsü olunmayan bu alemde herkes gibi yasamak degil marifet, asil marifet günahtan cekinerek ebedi hayatimizi kurtarmak,sadece nefsimize hosgelen buseylerden birinden dahi Allah rizasi icin kacinmak..iste bu bize bu zamanda müthis bir sevap kazandiriyor insaaallah...

nabi (editör)
Offline
Son giriş: 03/09/2011

Evet hakikaten çok mühim ve nefse zor gelen bir mesele. koyu renk, sade giyinmek insana agır gelebiliyor heleki etraf rengarenk aker, pier cardin eşarplarlı hemcinselerimizle doluyken. mesela iç kıyafetine uysun diye, mesela bluzuna uysun diye renkli eşarp takıyoruz. oysa dış kıyafetinin sade olması lazım, hem de maddi durumu fazla iyi olmayan kardeşleri gıbta damarını uyandırmamak için markasını göstermemek gerek. Bazı çarşaflı veya parduseli kardeşlerde şunu gördüm: dışarda çarşafını veya koyu renk başörtüsünü giyiyor, yanında poşette elbisesine uygun ipekli başörtüsünü getiriyor. içerde onu takıyor. dışarı çıkarken katlayıp poşetine koyuyor. yani hanımlar arasında gayet hoş bir kıyafetle oturuyor ama dışarı göstermiyor. keza büyük ablalar da içerde büyük boy ütülü, oyalı bembeyaz namaz örtülerini takıyor ders esnasında. öyle olunca kimsenin renk/uyum/marka gibi seyler aklına gelmiyor, dersi dinlerken. Bu tarz harekette latif bir zarafet de var elhamdulillah.

katre (editör)
Offline
Son giriş: 02/06/2011

Ben suna inaniyorum ki abla dedigin hususlara dikkat edenler diger kardeslerin dikkat etmesinede vesile oluyor, o yüzden biz bunlara azami ölcüde dikkat edecez insaallah ki diger kardeslerede kuvve-i maneviye olsun ve hamdolsun oldugunada sahit oldum,rabbim sayilarini arttirsin, bizimde kusurumuzu affetsin amin..

katre (editör)
Offline
Son giriş: 02/06/2011

katre (editör)
Offline
Son giriş: 02/06/2011

katre (editör)
Offline
Son giriş: 02/06/2011

"Ümmetimden henüz görmediğim, cehennemlik olan iki sınıf vardır. Bunlardan bir sınıfı kadınlardır ki giyinik oldukları halde elbiseleri, örtülmesi gereken yerlerini örtecek derecede kalın, sık ve geniş olmadığı için onlar çıplak gibidir.Bunlar hem kendileri baştan çıkmışdır, hem de başkalarını baştan çıkarırlar.Başlarıda Deve Hörgücü gibidir. Bu gibi kadınlar, Cennet'e girmek şöyle dursun, onun kokusunu bile alamazlar. Halbuki Cennet'in kokusu çok uzak mesafeden bile hissedilir.''

[Sahih Hadis-i Şerif,Müslim]

Offline
Son giriş: 09/11/2011

Terlemiyor musun Başörtüsü ile ? " diye sorarlar genelde bizlere
Soruyorum soranlara :

" CENNEt'i müjdeleyen bir AYET Ferahlık vermez mi İnsana..? "

Kullanıcı girişi