Cevap eklenmemiştir
Offline
Son giriş: 19/10/2019
HİCRANI YAŞAYAN ÖLÜM

HİCRANI YAŞAYAN ÖLÜM

 

اولوم                

Ayrılığın sesi yankılanıyordu kulaklarda. Çatısı çöken yuvanın ıstırabı; nefesler anlatamazdı.

Karanlığın başında umuda sesleniş, hiç bu kadar kolay değildi. Derinden gelen iniltiyi dinle.
O şimdi gözleri boşlukta, hayatı noktalanmıştı. Ayrığı yaşayan ise hayalin penceresinden öylece bakıyordu.

Canı acıyordu. Bedene sığmayan yürek, kederine tutunmuş, bitmesini istemiyordu. Büzülmüş dudaklara, s
özcükler yetersiz.  İzahı güç bir yükün altında, dertliydi.

Önemli olan hüznü kedere, keder öfkeye dönüşmeden suskunluğu korumaktı.

Gözlerden boşalan his ve duyguların yaşları, feryadı yaşıyordu.
Onu bir daha hiç göremeyecekti. Bu düşünce ile akıl fırtınasıyla yüz yüzeydi.

Rûhun, ebediyete yolculuğu ile yüzleşmekten korkuyordu. hayatta bir çok kayıplar vardı.
Anneden, babadan, evlattan, dostlardan, canından  can ayrılmalar yaşanıyordu.
Kucaklar yalnız, eller boştu. Birileri hep yanlarında olacaktı, ama onlar olmayacaktı.

Hasret kordu yüreğinde. Sevgi yarası sızım sızım sızlayacak.  Ona en çok ihtiyacı olduğunda, başını dayamak istediğinde, sevincini paylaşmak. Duyular duygular, tesellisi mümkün olmayan hüzünler.

Kalbinin kalesi onun mezarıydı artık. Onlarla dünyaları değişse de ayrılık sadece toprağın kokusuydu. Bazen cennete yolcu, bazen Cehennemi yaşayacaktı, onun acısıyla.
O dünya vazifelerinden ve imtihanından paydos olmuştu.

"Maniler dizilmiş, mersiyeler yazılmıştı ona, o ölüm meleğiydi" ölen ayrılığı yaşamaz, ölümün kendisi hicrandır.


"intizâm-ı âlemin kānûnudur mevt ü hayât."

"Yâre nişandır tenine erlerin /
Mevt ise sonat rütbesidir askerin /
Altı da bir üstü de birdir yerin... (Namık Kemal)

Onun artık dünyevi istekleri, hevesleri yoktu. Her-şey bitmişti onun için. Her fani gibi dönüşü tatmıştı. Yaşadıkları veya yaşayacakları meşakkatten kurtuluştu. Ölümün  merhameti onu huzura almıştı.

Varlığın tek sahibine dönüş yaşanıyordu.  Ölüm hiçlik değildi, o yok olmamıştı. Onu bekleyecekti, bir gün kavuşacaklardı.

Ümmü Seleme radıyallahu anhâ’dan rivayet edildiğine göre şöyle dedi:

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken dinledim:


“Herhangi bir kul sıkıntıya düşer de “İnnâ lillâh ve İnnâ ileyhi Râciûn”
diye dua ederse, Allah Teâlâ onu uğradığı sıkıntıdan dolayı mükâfatlandırır ve ona kaybettiğinden  daha hayırlısını verir.”

Mevlâna hazretleri de: "Toprağa hangi tohum atılmıştır da bitmemiştir? İnsanların tekrar dirileceğinden niçin şüphe ediyorsunuz?" demiştir.

"ölümün peçesi gerçi karanlık, siyah, çirkin ise de, fakat mü’min için asıl siması nuranidir, güzeldir..." der, Risale-i Nur.

Terk-iTerk lerin olduğu kocaman bir alemdi burası.
Dünyayı terkle, ölümün birinci yüzü yaşanırdı. Oysa bir çok yüzü vardı ölümün.
İkinci yüzü elemlerin en acısı, Âhiret yaşamı ve mükâfatları terk etmekle, hata ve günahlar yaşanıyordu.

En içten olan, ölmeden ölümün çift yüzünü görebilmekti.
Kendinden geçerek, varlığını terk etme, terki terkleri yaşamak. Bu Evliyalara has bir mertebeydi.


Madalyonun ters yüzü ise ayrılıkların yoksulluğu yalnızlık, sevgileri kalbe hapsetmekti. Boş dünyada, boşlukta, yaşama tutunmak.

.
Ayrılığın eşiğinde, çığlıkların rengi, şeması başka başkaydı. Her varlık kendine çizilmiş tablonun içinde, yerini almıştı. Ölümün gerçek yüzü ayetlerin ışığıydı.

Rabbim! Gerçekten bana mülk verdin ve bana sözlerin yorumunu öğrettin. Ey gökleri ve yeri yaratan! Dünyada ve ahirette sen benim velimsin. Benim canımı müslüman olarak al ve beni iyilere kat.”( Yusuf sr 101 ayet)

سُبْحَانَكَ لاَ عِلْمَ لَنَا إِلاَّ مَا عَلَّمْتَنَا إِنَّكَ أَنتَ الْعَلِيمُ الْحَكِيمُ
"Subhaneke la ilme lena illa ma allemtena inneke entel alimul hakim."


Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki Sen, ilmi ve hikmeti her şeyi kuşatan Alîm-i Hakîmsin." (Bakara, 2/32).

 

 

Yorumlar

Kullanıcı girişi