Cevap eklenmemiştir
Offline
Son giriş: 26/05/2011
Şirke ve Zulme Boyun Eğmeyenler

Şirke ve Zulme Boyun Eğmeyenler



«Benden sonra bir takım Emirler (Halifeler, Hükümdarlar, İdareciler) olacaktır. Kim onların yalanlarını tasdik eder, yaptıkları zulümde kendilerine yardımcı olursa benden değildir. Ben de onlardan değilim. O kimse benim havzımın etrafına yaklaşamıyacaktır. Kim onların yalanlarını tasdik etmez, zulümlerinde onlara yardım etmezse, bendendir. Bende onunla beraberim. Ve o kimse havzımın kenarında bana ulaşacaktır.» (1)

Âlemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Peygamber; (S.A.V.) Mü'minleri emir sahiplerinin yalanlarına ve zulümlerine karşı uyarmıştır. Esasen Mü'minler, meşru olmayan her türlü güce karşı mücadele vermek, iyiliklerin hakim olmasını sağlamak ve Allah'ın indirdiği hükümlere boyun eğmek hususunda birbiri ile tarih boyunca yarışmışlardır.

Bu sırat-ı Müstakim üzerindeki yarış kıyamete kadar sürecektir. Nitekim, «Benim Ümmetim Sapıklık üzerinde ittifak etmez.» (2) diyen Allah'ın Resulü gerçeği göstermiştir. Halkı müslüman olan ülkelerde, müşrik devletlere karşı yükselen mücadele bu gerçeklerin ışığı altında değerlendirilebilir. Son yetmiş yıllık halifesiz dönemden sonra, Ümmet-i Muhammed yeniden inancını hayata hakim kılma mücadelesine karar vermiştir.

Hicri-1400 yaklaşırken Mü'minler Akabe bey'atını yeniden hatırlama noktasındadırlar.

Übâde İbn-i Samid (R.A.) Hazretleri, «Biz Ensar heyeti ResulAllah'a Akabe Mevkiinde emirlerini dinlemek ve itaat etmek üzere bi'at ettik ve «Her nerede bulunursak bulunalım, muhakkak orada hakkı yerine getireceğimize ve hak söyleyeceğimize ve Allah yolunda hiçbir kimsenin levm ve zemminden korkmayacağımıza söz verdik.» (3) buyuruyor.

Görüldüğü gibi Mü'minler, şirke, zulme ve yalana karşı savaş açmışlardır. Bu onların akaidlerinin tabii bir sonucudur. Kur'an-ı Kerîm'de bütün Mü'minlere örnek olarak gösterilen (4) Hz. Peygamber'in hayatı, Sahabîlerin hayatı, bütün müçtehid imamların ve Evliya-i Kiram'm hayatı şirke ve zulme karşı mücadelenin en güzel örneklerini ortaya koymuştur. Başta İmam-ı Azam olmak üzere, birçok müçtehid imam zindanlarda işkence altında şehid olurken, emir sahiplerinin zulümlerinin ve yalanlarının asla tasdik edilemiyeceğini ilân etmişlerdir.

Bilindiği gibi Abbasi Halifelerinden Ebu Mansur'un kadılık teklifini reddeden, onun yalanlarını ve zulümlerini yüzüne haykıran îmam-ı Azam, hanefi mezhebinin kurucusudur. Türkiyeli müslümanlann büyük çoğunluğu Hanefi mezhebine mensup olduğuna göre, İmam-ı Azam'ın tavrı onlara güzel bir örnektir.

Ancak görülmektedir ki, zalimlerden ve müşriklerden bir zümreyi, diğer bir zümre ile mukayese ederek hayatlarına yön veren ve bu anlayışlarını «İslâm» zanneden insanların sayısı az değildir. İşin ilginç yanı bu insanlar, kendi heva ve heveslerine uyduklarını ve yanıldıklarını itiraf edecekleri yerde, dünyevi kaygılarını ve akli yorumlarını sürekli ön plânda tutarak, geniş bir kitleyi etki alanlarına almaktadırlar.


Ümmete düşen görev, herşeyden önce zalimin zulmünden korkmadan hakkı açıklayabilmek, kendi çıkarlarını arka plana atarak ve mazlumu koruma içgüdüsüyle harakete geçebilmektir. Şirkin hertürlüsünden uzak durmak, ve insanların da şirke düşmelerine engel olmaya çalışmak ümmeti Muhammedin başlıca görevlerinden olmalıdır. Başta kendini ıslah edip sonra din kardeşlerini ıslaha çalışmalı, nefsini düşündüğü kadar kardeşini de düşünme yolunda gerektiği ölçüde kendini feda edebilmelidir.

 

Allah ümmeti Muhammedin yardımcısı olsun. (Amin)

 


Hadis no: (1) Sünen-i Tirmizi-C: Sahife: 121 Hadis No: 2360 İst : 1915

(2) Sünen-i İbn-i Mace-C. Sh: 1302 Hadis no: 3950
(3) Sahih-i Buhari-C: 1 Sahife: 322 Hadis no: 213 Ank: 1978
(4) El-Ahzâb sûresi: 21


Kaynak Kitabım
Hüsnü Aktaş - Medeni Vahşet
 

Yorumlar

Kullanıcı girişi