4 mesaj [Son gönderi]
ayşenur73
Offline
Son giriş: 15/11/2011
UZUN EVLİLİĞİN SIRRI

 

Uzun Evliliğin Sırrı

Evliliğin uzun ömürlü olması için sevginin ölümsüzlük boyutu yakalanmalı. Bu da ancak ebedi hayat arkadaşlığı düşüncesiyle mümkün. Mutluluk ise problemler karşısında eşin iyiliklerini unutmayıp gönül evini paramparça etmemek ve “senin için her şeyi yapıyorum, hâlâ iyiliğimi bilmiyorsun” dememekte gizli.

Son yıllarda aile çözülüyor. Evlilikler nisan yağmuru kadar kısa sürüyor. Aile fertleri bir hiç yüzünden harman gibi etrafa savruluyor. Modernizmin getirdiği problemler, pembe diziler ve yanlış kullanılan internet, ailemize büyük darbe vuruyor. Bu nedenle ailemizi ayakta tutan manevî değerlerimiz umarsız eller tarafından çalınıyor. Güzel duygularımız yüreğimizden sökülüp alınıyor. Vefa kör kuyulara saklanıp, sevda çıkmaz sokakların yokuşlarında kayboluyor. Peki, öyleyse ne yapmalıyız?

Gemiler karadan yürütülmeli

Fatih Sultan Mehmet’in gemileri karadan yürüttüğü gibi; eşler de evlilik gemisini hiç olmazsa denizde yürütme zahmetine katlanmalı. Akıl defterine şu notu düşmeli: Hayatta hiçbir şey kolay elde edilmiyor. Mutluluk kaleminin mürekkebi çoğu kez alın teri ve gözyaşı oluyor.

Sevginin ölümsüzlük boyutu yakalanmalı Evliliğin uzun ömürlü olması için sevginin ölümsüzlük boyutu yakalanmalı. Bu ise ancak ebedi hayat arkadaşlığı düşüncesiyle mümkündür. Yoksa kısacık dünya hayatına münhasır olan sevgi buz üstündeki yazı gibidir. İlk güneş ışığıyla eriyiverir.

Vefa kör kuyulara saklanmamalı

Vefa, değer ve kıymet bilmektir. Problemler karşısında eşinin iyiliklerini unutmayıp onun, gönül evini paramparça etmemektir. “Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı” olduğunu belleklere nakşetmek, tüm güzellikleri gönül defterine resmetmektir. Bu sebeple vefa duygusunu nefsimizin kör kuyularına hapsetmeyelim. Ta ki, her an kulağımıza eşimizin güzelliklerini fısıldasın.

Fedakârlık mutluluk kilidini açar Fedakârlık, karşılık beklemeden iyilik yapmaktır. Özveride bulunmak, sevmediği şeyleri bile eşinin hatırı için yapabilmektir. Yaptıktan sonra “ben işte senin için şunları şunları yapıyorum, sen hâlâ benim iyiliğimi bilmiyorsun” dememektir. Dikkat edilirse bütün mutlu evliliklerde fedakârlık ön plandadır. Çünkü fedakârlık mutluluk kilidini açan anahtardır.

Uysal olmak ‘kölelik’ olarak algılanmamalı

Aileyi ayakta tutan ana direklerden biri şefkâttir. Şefkât, karşısındakine el uzatmaktır. Empati yapmaktır. Kendini eşin yerine koyarak onun çektiği acıyı hissetmektir. Şefkatin olmadığı kalp kaya kadar sert, harap bahçe gibi verimsizdir. Muhabbet güllerinin üzerini zehirli sarmaşıklar kaplar. Bülbüllerin yerine baykuşlar yuva yapar. Katı kalpler ancak şefkat güneşiyle yumuşar. Merhametsiz yüreklerdeki buzlar, o sayede erir.

Evlendikten sonra geriye dönüş yolları kapatılmalı. “Belki geri dönerim” diye arka bahçe kapısı aralık tutulmamalı. Kadınlarımız, uysal ve munis olmayı “kölelik” olarak algılamayıp, en basit şeyde “ekonomik özgürlüğüm var, senin derdini niye çekeyim” diye çekip gitmemeli. Erkekler ise eşlerini sahiplenmeli. Fakat onu kendi malı gibi değil; kutsal emanet olarak “gözbebeğim” diye korumalı. Nefsanî duygular uğruna yuvalarını terk etmemeli.

 Zaman Gazetesi

Yorumlar

ayşenur73
Offline
Son giriş: 15/11/2011

sevgi, vefa, fedakarlık,şevkat evliliğin temel dinamiği.Kimi zaman biz kimi zaman da eşimiz bu güzel kurumu devam ettirme adına bunları yaparız.Kendi hayatımda en önem verdiğim şeylerden biri; kendi vazifelerimin farkında olarak,Allahın rızasına uygun bir şekilde yaşamak.Eşimle ilgili bir sıkıntım olduğunda elbette bu beni üzüyor,eğer çözüm yolunu bulamamışsam beni yıpranmaya doğru götürüyor.çözüm yolunu bulmuşsam, o zaman işim daha kolay oluyor.Çünkü, yapmam gereken ne ise yapıyorum.

Mesela; eşimle bir konuda anlaşamadık bu olay tartışmaya kadar gitti ve birbirimize küstü isek, bu olayın heyecanını,öfkesinin tesiri azalınca....oturur yalnız başıma düşünürüm.Neden oldu,birbirimize neler söyledik,sonuç ne oldu,ikimizde aslında ne istiyorduk,bunun vb soruların hepsine cevaplar bulmaya çalışırım.Yaşananları olduğu gibi düşünmeye çalışırım.Abartmamaya ve iç seslerimin beni yıpratmasına  izin vermemeye çalışırım.Bazen iç seslerim galip geldiyse,eski defterler açılır,

-bu adam hep böyle zaten ne zaman beni anladı ki,şuç zaten hep bendedir,beni anlamıyor...vb-bir sürü gereksiz bilgi beni konudan uzaklaştırıyor.Konu küçükken koçaman olmaya başlıyor.sonuç olarak çok daha sıkıntılı bir süreç geçiyor.Ben  sorularımdan sonra cevabımı bulmuş isem;  olaylara iman gözüyle bakmak kolaylaşıyor.Nasıl mı?--

Benim vazifem ne ise onları aksatmadan yapıyorum.Eşim gelince kapıda karşılarım,evdeki temizlik ve düzene dikkat ederim,özenle yemeğini hazırlarım,akşamları yanında oturur hizmet ederim,çocuklarımla ilgilenirim.Bütün bunları iman ve inanç sayesinde yapabiliyorum.İçimden diyiyorum--Ben vazifemi yapayım da Rabbim neylerse güzel eyler diyorum.Rabbim her konuda olduğu gibi bu konuda da ona sığınanları yalnız bırakmadığını hayretle görüyor ve sonsuz teşekkür ediyorum.Allaha hesap verme düşüncesi ve eşime olan sevgim,vefa,fedakarlık,şevkat duyguları her zaman rehberim oldu.Rabbim onun yolundan cümlemizi ayırmasın.............

nese aydin
Offline
Son giriş: 26/05/2011

Ne zaman gecici sevgi yerini sonsuz sevgiye birakirsa , o zaman ailede huzur ve saadet elde edilir.Cunku birbirlerini Cenab-i Hakkin bir latif hediyesi olarak kabul eden ve Onun namiyla , ismiyle seven kari-koca , evliliklerini ebedi bir arkadaslik uzerine bina ederler.

Bediuzzaman Said Nursinin  su tespiti bu konuya farkli bir yorum getirmektedir;

"Refika-i hayatini(hayat arkadasini) Rahmet-i Ilahiyenin munis, latif bir hediyesi cihediyle sev ve muhabbat et. Fakat bozulan husn-u  suretine (dis guzelligine) muhabbetini baglama.Belki kadinin en cazibedar ve tatli guzelligi kadinliga mahsus bir letafet ve nezaket icindeki husn-u siretidir(ic guzelligidir). Ve en sirin cemali ise , ulvi, ciddi , samimi, nurani sefkatidir.  Su cemal-i sefkat ve husn-u siret ahir hayata kadar devam eder, ziyadelesir.  Ve o zaife, latife mahlukun hukuk-u hurmeti, o muhabbetle muhafaza edilir.Yoksa husn-u suretin zevaliyle ,en muhtac oldugu bir zamanda , bicare hakkini kaybeder.(Lemelar)

"Ayni dili konusanlar degil, ayni duygulari  paylasanlar anlasir."HZ.MEVLANA

"Dualar dudak dolusu degil, gonul dolusu olmali"Selim GUNDUZALP

"Aile, krallarin bile giremedigi bir kaledir.Cunku aile sevgi duvarlariyla orulmustur."Oscar WILDE

 

 

    

nese aydin
Offline
Son giriş: 26/05/2011

Birde Bediuzzaman hazretleri bu konuda soyle cevap vermektedir.

"Nev-i beserin hayat-i dunyeviyesinde (insanlarin dunya hayatlarinda) en cemiyetli merkez ve en esasli zemberek ve dunyevi saadet icin bir cennet , bir melce, bir tahassungah (siginak ) ise; aile hayatidir ve herkesin hanesi kucuk bir dunyasidir.Ve o hane ve aile hayatinin  hayati ve saadeti ise, samimi ve ciddi ve vefadarane hurmet ve hakiki sefkatli ve fedakarane merhamet ile olabilir.Ve bu  hakiki hurmet ve samimi merhamet ise, ebedi bir arkadaslik ve daimi bir refakat ve sermedi bir beraberlik ve hadsiz bir zamanda ve hudutsuz bir hayatta birbirleriyle pederane, ferzandane, kardesane, arkadasane, munasebetlerin bulunmak fikriyle, akidesiyle olabilir.

Mesela der; Bu haremim  ebedi bir alemde ebedi bir hayatta daimi bir refika-i hayatimdir(hayat arkadasimdir)Hayat arkadasim simdilik cirkin ve ihtiyar olmus isede zarari yok.Cunku ebedi bir guzelligi  var, gelecek ve daimi bir arkadasligin hatiri icin her bir fedakarligi ve merhameti yaparim"diyerek o ihtiyar karisina guzel bir huri gibi muhabbetle bir mukabele edebilir.Yoksa kisacik bir iki saat suri bir refakatden (arkadasliktan) ebedi bir firak ve mufarakate (ayriliga) ugrayan arkadaslik, elbette gayet suri ve muvakkat ve esassiz hayvan gibi bir rikkat-i cinsiye manasinda ve mecazi merhamet ve suni bir hurmet verebilir.Ve hayvanatta oldugu gibi , baska menfaatler ve sair galip hisler o hurmet ve muhabbet maglup edip o dunya cennetini cehenneme cevirir.(ASAYI MUSA)

nese aydin
Offline
Son giriş: 26/05/2011

Ailenin temel kurallari;

Aile hayati ne kadar saglam kurallar uzerine bina edilirse o kadar uzun omurlu olur.Bu kurallardan en onemlisi de kalp ve gonul birlikteligidir.     Prof.Dr. Mustafa OZSOY

Gunumuzun degerli bilim adamlarindan birisi olan Prof.Dr.Mustafa Ozsoy , evlilik problemleri yasayan bir ogrencisini ikaz ediyordu.

"Siz evliligi ne saniyorsunuz! Size gore evlilik , butun ihtiyaclarin baskalari tarafindan karsilandigi bir tatil fasli mi? Veya bir sinemaya gidip , hayali bir film izleme mi? Yoksa toz pembe ruyalarla gecen bir uyku mu?

"Gozunu ac evlilik bir ruya, bir hayal degil .Evlilik hayatin ozu, hayatin kendisi, elem ve sururun birlikte yasandigi bir omur zinciri.....

"Evliligi ne kadar basite alirsaniz , o kadar basit ve kisa omurlu olur.Ne kadar ciddiye alir ve ciddi temeller uzerine kurarsaniz o kadar uzun omurlu olur.

"Evlilige, gencligin zevkleri ve beklentileri gozuyle bakanlar asla evlilik yuvasinin zevkine ve hazzina varamazlar.Ancak evliligi dunya ve ahiret birlikteligi olarak gorenler aile yuvalarini "cennet koselerinden bir kose" ye cevirebilirler.

Degerli hocamin dedigi gibi, evlilik hayatin temelidir.ne kadar guclu ve kalici olursa, o kadar saglam ve huzur  dolu olur.

Planets