8 mesaj [Son gönderi]
Offline
Son giriş: 15/11/2011
evliliklerdeki problem nedir?
Aile deyince aklımıza üç unsur gelir: Kadın, erkek ve çocuklar… Önemli olan eşlerdir.

 

Eşlerden biri, “benim dediğim olacak”, diğeri de, “benim dediğim olacak” derse bu gururla eşler birbirine darılır. Gururlu haller devam ettiğinden, dargınlık da devam eder. Çünkü her biri kendini üstün görüyor. Kadın diyor ki, “o gelsin özür dilesin.” Erkek de diyor ki, “Benim suçum ne? O gelsin özür dilesin.” Böylece aynı evde oturan eşler, dargınlığa devam edip, iki yabancı gibi yaşıyorlar. Bu hal çekilir dert değildir…

Rahatsızlık öyle büyür ki, eşler için ev, işkenceye dönüşür. Bu işkenceden kurtulmak için belki mahkemeye gidiyorlar. Hakim soruyor, neden ayrılmak istiyorsunuz? İkisi de birbirine bakıyor. Öyle ya, ne oldu da ayrılıyoruz? Fakat insan çok düşünen, çok fikir üreten, çok konuşan bir mahluktur. Hemen birisi diyor ki, “anlaşamıyoruz efendim.” Diğeri de aynı şeyi söylüyor. Özellikle kadın ayrılmak isterse hakim kararını kolayca veriyor. Çünkü yaygın olan ifadeyle kadın “şiddet” görüyor.

Yakınım olan ve evlenmesinde önemli rol oynadığım bir hanımın babası şöyle dedi: “Bizim damat, kızımı hizmetçi gibi kullanıyor, kızım çok eziliyor.” Ben de dedim ki: “Damadın da kızının hizmetçisi. Damadın zaman oluyor ki evini geçindirebilmek için çok ağır şartlarda çalışıyor. Bu durumda damadın da kızının hizmetçisi değil mi?” Arkadaş düşündü. Şaşırdığını fark ettim. Demek ki ortada çok ciddi bir problem yok fakat şeytan ve nefis araya giriyor, eşleri birbirinden ayırıyor. Pek çok insan şeytanın ve nefsin ne olduğunu bilmezler.

Ehli tarik, nefis ıslahını madde madde nefsinde uygular. Ondan sonra insaniyet makamına çıkıldığına inanırlar. Yani herkes biyolojik yönden insandır. Fakat insan olmak başka, insaniyet daha başkadır. İnsaniyet sıfattır. Bu sıfatın şartları vardır. Eşlere insaniyeti kim öğretti? Kim uygulama yaptı? Bahçede kavak büyüdü, evde çocuklar büyüdü…

Her branşın mühendisliği, doktorluğu vardır. İnsanlığın mimarı İslamiyet’tir. İslamiyet ilmihaldir. Eğer eşler şöyle sözleşse, “ikimiz de ilmihale uyacağız.” O zaman her türlü kavga gürültü ortadan kalkar, mesut olurlar. Bunun örnekleri çoktur bende. Şunu da söyleyeyim ki eşler, elbise değildir, kolayca çıkarıp vestiyere asıp gidelim… Böyle bir mantık olamaz. Eşler, insanın derisi gibidir. Ayrılmak derinin soyulması gibi ıstırap verir. Bu hemen anlaşılmaz. Günler geçtikçe acı belirginleşir. Bu sebepten diyoruz ki, ayrılmak için doğan sebebin hem tıbbi hem hukuki hem İslami boyutu olmalı…

Müslüman’ca yaşayan, insanca yaşıyor demektir. İnsanca yaşayan da Müslüman’ca yaşıyor demektir. Müslüman’ca yaşamanın mükafatı dünya ve ahiret saadetidir. Mademki mükafat bu kadar büyük elbette ki o mükafatı elde etmek için gayret sarf etmek gerekir. Aklı ve iradeyi kullanmak gerekir. Çevrenize şöyle bir bakın… En mesut aile hangisidir?

Beğendiğim bir hikâye vardır…

Çok zengin olan bir adam karısına diyor ki, “hanım ben senden çok memnunum, dile benden ne dilersen, sana hemen alayım.” Kadın diyor ki, “ben senden ayrılmak istiyorum, bunu kabul et.” Adam şaşırıyor, “benden ev iste, araba iste, altın iste; ne istersen alacağım sana, diyorum, sen bunların hiçbirini istemedin, ayrılmak istiyorsun. Bunu bir türlü anlayamadım.” Kadın diyor ki, “efendi, sen sağlıklısın, zenginsin, gücün kuvvetin yerinde, hiçbir derdin yok. Bu sıfatlar firavunlarda vardır. Senin firavun olacağından korktuğum için ayrılmak istiyorum.” Bu derin gerçek karşısında adam, “peki hanım, yarın mahkemeye başvuralım, ayrılalım.” diyor. Adamın çok canı sıkılıyor. Abdest almaya giderken ayağı burkuluyor, düşüyor. Hanımı onu kaldırıyor, oturtuyor, diyor ki “ayrılmaktan vazgeçtim, çünkü senin ayağın burkuldu. Demek ki sen firavun olmayacaksın.” O kadın biliyor ki, Firavun hasta olmayınca maddeten güçlü bir durumda olunca, şımarmış, “ben sizin Rabb’inizim” demiştir.

İşte dindar eşler İslamiyet’e böylesine bağlıdır… Evliliğimiz ya İslami hayatla devam edecek, yahut o hayattan ayrılınca, “ben yokum” diyebilecek…

Geçtiğimiz günlerde bir arkadaş ziyaretime geldi. “Eşim çok sinirli, her şeye kızıyor, her şeye küsüyor.” dedi. Dedim ki, “Allah, kadına asabiyet vermiş, o sinirli hanımı da sana yazmış. Bu şekilde tekamül etmeni istiyor. Allah o hanımı böyle yaratmış. Kadının suçu yok. Öyleyse bu kadının huyunu değiştiremezsin. Velasr Suresi’ne göre sabret” dedim. Ve sabrına karşılık Allah, zenginlik verir, hayırlı evlat verir, sağlık verir. Yani Allah rahman olduğu için rahmetiyle kullarının huzur içinde yaşamasını ister. Huzuru bozan insandır. Allah’ın yarattıklarında kötülük yoktur, insanın yaptığı işlerde kötülük vardır.

Evliliklerinde problem yaşayan çiftlere dikkat ettim, huzursuz olmalarının sebebi, İslamiyet’ten uzaklaşmalarıdır.

Zaman Gazetesi

Yorumlar

Offline
Son giriş: 26/05/2011

Selamün aleyküm arkadaşlar siteyi her zaman ki gibi severek takip ediyorum. Uzun süredir yorum yazmamıştım. Bu yazıyı da çok beğendim yorumlar da çok güzel hepinizden Allah razı olsun. Allah'a emanet olun arkadaşlar...

Füsun

nabi (editör)
Offline
Son giriş: 03/09/2011

hoşgeldin Füsun kardeşim. Allah senden de razı olsun. yorumlarını bekliyoruz. cuma gecemiz hayırlı mubarek olsun.

Offline
Son giriş: 15/11/2011

ALEYKÜM SELAM KARDEŞİM,ARAMIZDA  GÖRMEKTEN MUTLULUK DUYARIZ.SELAM VE DUA ...

Offline
Son giriş: 09/11/2011

yazinin yarisini okunmuyo sorun benim nette mi yoksa bi sorun mu acaba cok guzel bir yazi insallah okuma firsatim olur Allah razi olsun

Offline
Son giriş: 15/11/2011

bende bilmiyorum.arkadaşlar inşaallah ilgilenecektir.bu yazı banada çok iyi geldi.paylaşmak istedim.selamlar kardeşim.

katre (editör)
Offline
Son giriş: 02/06/2011

Düsünüyorum da bazen, ya kendiyle barisik olmayan bir insan daha kisiligi oturmamis insan, gayesi hedefi olmayan, hayattan ne istedigini bilmeyen, kendi icinde sürekli git geller yasayan bir insan nasil esiyle mutlu olabilir ki, nasil sorunsuz bir evlilik yasiya bilir ki...?

Daha kisi kendinden memnun degil ki esinden memnun olsun? önce ic aleminde insan kendiyle barismali, kendini tanimali, bu hayatta hedefi, istegi ne? neye gidiyor? gün birlik mi yasiyor?

Ben evliligimde ve hayatimda Riza-i ilahiyi hedef edindim...Cenab-i hakkin huzurunda anne ayri hesap verecek, baba ayri hesap verecek...

Ben hanimlik rolümü ve annelik rolümü en güzel ve dogru sekilde oynamaya calisiyorum, bu kisim beni ilgilendiriyor,ben bundan sorumluyum...

Belki hakkim cigneniyor, belki hep fedakarlik yapan ben oluyorum,belki cok yük var omuzumda hic ehemmiyeti yok,Cenab-i hakkin huzuruna yarin mahser meydaninda anlimin akiyla cikayim, ben yapmam gereken seyleri yaptim diye bileyim...gerisi baskasinin hesabi baskasinin meselesi.

Islamiyet hosgörüdür, islamiyet anlayistir...hususan evlilikte zitlasma degildir...Rabbim onun rizasini kazana bilmeyi nasip etsin cümlemize..imtihan dünyasi, ayet-i kerimede cenab-i hak bir manada buyuruyor:
 

Bu dünya müminin zindanidir, rahatlik yok dünyada...sadece kafirler icin oyun ve oyalanma yeri....

Ben müslümanim diyen kisi rahatlik aramasin dünyada...

nabi (editör)
Offline
Son giriş: 03/09/2011

Evet manevi olgunluğumuz bu imtihanlarla baş etmeye çalıştıkça artıyor. nefsimizin dünyaya bakan emellerini geriye atıp Rabbimi nasıl razı eerim düşüncesiyle n doğru hareket tarzını bulup uygulamaya çalışıyoruz. Dediğin gibi kendimizi tanımak sonra beraber yaşadığımız insanları, ve onlra uygun şekilde davranmak, tedbirler almak, sabırla nazarlarının iyiye müsbete doğru değişmesini beklemek gerekiyor. Bunlar insanın içini yakıcı oluyor ancak bir tek rahatladığım nokta var ki, biz ne kadar rıza-yı ilahinin derdinde isek o kadar aynı dertle dertlenmiş insanların frekansına giriyoruz, biz de onların konuştuğu şekilde konuşuyor düşünüyor hissediyoruz. o zaman insan o ulvi ruhlu insanlarla manen hasbihal edebiliyor. mesela bazen risale okurken Üstad Hz(RA)'ın bir hissini anlayıp hissedebilirsem çok mutlu oluyorum, üstadım diyorum, beni bir sen anlarsın.. bu tarifsiz memnuniyet oluyor ama elbette ballı börek değil, acı şetbetleri içerken.. Rabbimiz kaldıramayacagımız yük vermesin, her hali rızası için rızası dahilinde yaşamayı nasip etsin.

bu asırda bize böyle iman, tevekkül ve rızayı nasip eden Rabbimize hamdolsun. sitedeki tüm kardeşlerimi bu manaya mazhar olduklarından ötürü tebrik ederim..

 

Offline
Son giriş: 15/11/2011

çok doğru kardeşim.kendini düzeltemeyen başkasına nasıl yardımcı olacak.yaptığımız herşey Allah rızası için olunca dayanmak daha kolay.bu duygu vedüşünceyi elde etmek kolay olmuyor.kişiliğimizi geliştirmek ve olgunluğa ulaşması zaman alıyor.ama biz zora talibiz.