Ailelerin mottosu olmuş durumda “Paylaşmak güzeldir” cümlesi…
Sevgi hakkında gereğinden fazla duygusallığa kapılmak, insanı saflığa ve bağımlılığa sürükler.
Karanlık korkusunun aile tarafından sağlıklı olarak ele alınması halinde ileriki yaşamda çocuk için sorun olmaksızın kaybolabilir
Lohusalık depresyonuna yol açtığı söylenen hormonların reaksiyonlarını asıl algıların değiştirdiğini söyleyen Duman şunları söyledi:
Her çocuğa kendi mizacına göre davranmak gerekir. Hepsine eşit davranmak doğru değildir.
Ve günün birinde o çocuk geliyor ve “anne-baba sen beni sevmiyorsun ki” diyor. O anne ve babada sevgi var mı? Var tabiki.
Aileden diyebileceğim bir erkek akraba. Bayramlarda, ev oturmalarında denk geldikçe bana “takılırdı”. Şaka yapardı
Kadıncağızın sadece kendine değil, eşine ve çocuklarına da günlerdir çile çektirdiği her hallerinden belliydi.
“Sorunları çözmek için kökenine inmeye gerek yoktur. Bu sadece havada kalacak bir tartışma çıkarır.
İçinizden “Yatağında yatman daha iyi olur.” gibisinden bir cevap geçiyor ama çocuğunuzu tekrar yatağına yatırmak için ne enerjiniz ne de isteğiniz var.
En azından anne ve baba olarak onu anlaman ve mevcut koşullar içerisinde, imkanlar dahilinde onun ihtiyaçlarını karşılama konusunda adımlar atman bile o çocuğun içindeki gerilimi ciddi anlamda azaltacaktır.
Her verileni emen sessiz süngerim. Her olayı en gizli disketlere kaydeden boş teibim. Güzele iyiye temize meftun güvercinim.
Ve çocuğun okula olan hevesinin bir anda nasıl kaçtığını kimseler fark etmeyecek.

Bir Söz


"Bir adam birini Allah için sever de ona bu sevgisini 'seni Allah için seviyorum' diye iletirse, seven ve sevilen her ikisi de cennete girerler. Ama (en önce ve daha çok) sevenin makamı, sevilenden daha yüksektedir." 
(Bezzar)